PROJECT MONTE CRISTO · MANİFESTO

Manifesto

Project Monte Cristo, Neden? Nasıl? Ne?

PROJECT MONTE CRISTO 29 EKİM 2026

Selamlar,

Milyarlarca internet sitesinin üzerine bir yenisi daha mı ekleniyor? Belki evet, belki hayır. Diğer sitelerin amaçları ve içerikleri hakkında konuşamam ama bu siteninkiler hakkında konuşabilirim. Evet, ben bir hastalığa yakalandım. Bütün insanlık tarihi boyunca atalarımızın da yakalandığı, dünya tarihini değiştiren o hastalığa: Ölümü yenme, sonsuzluğa ulaşma ve iz bırakma hastalığı.

Tekrardan merhaba,

Ben Château d'If'ten yazıyorum. Şu an Edmond Dantès miyim, Rahip Faria mıyım, yoksa Kont Monte Cristo muyum, bilmiyorum. Belki herhangi biriyim, belki de üçü birdenim. Böyle yazınca kendimi Katoliklikteki Tanrı inancına benzettim gibi oldu. Neyse. Burası benim mağaramın duvarı. Günümüz dünyasının avantajlarına sahip, yok edilmesi imkânsızmış gibi duran; kaybolabilen, izole edilebilen ama asla tamamen silinemeyen internete bir iz bırakma çabam. Hiç kimse şu an okumasa bile, bir gün bir kişinin okuyacağı umudunu taşıyarak; ama temelde duvara çizikler attığımı bilmenin keyfi ve verdiği tatmin hissiyle bu çizikleri atıyorum. Günümüzde, bu amaçla kullanabileceğim, beni yormayan, sadece yazıyı yazıp tek tıkla yayımlayabileceğim birçok sosyal medya kanalı varken neden oldschool bir internet sayfası oluşturdum? Tabii ki birkaç sebebi var. İlerleyen yazılarda (umarım tembellik edip uğraşmayı bırakmam) hepsinden bahsederiz ama bu sefer için bir tanesini paylaşayım. Evet, insanların beni duymasını istiyorum ama herkesin bana bir antitez üretmesini istemiyorum. Burası benim mağaramın duvarı; ben istediğim gibi yazar, çizerim. Herhangi birinin de bana bunu neden yaptığımı sormasını kabul etmem. Antitezlerden ve tartışmalardan kaçan bir insan değilim; hatta mesleğimin üzerinde şekillendiği durumlardan biri budur. Ben minimum efor harcamayı ve karşılığında maksimum sonuç görmeyi seven bir insanım. Kendi amacıma hizmet etmeyen veya bana yardımcı olmayan boş seslerle bu sayfa üzerinde uğraşmak istemiyorum. Ayrıca, sosyal medyada yazmamamın gerçekleştirmek istediğim bu hedefin ömrünü uzatacağını düşünüyorum.

Nedenden (en azından birinden) bahsettiğimize göre, nasıl ilerleyeceğimizden bahsedelim. Deneme olarak, önümüzdeki 365 gün boyunca gerçek hayatta yapabildiğim ölçüde sosyal inzivaya çekileceğim ve kendime daha fazla zaman ayıracağım. Bunun bana bu bloga yazmak için yeterli zamanı ayırma fırsatı vereceğini düşünüyorum. İnzivaya tabii ki bu proje için çekilmiyorum. Bir süredir kendi içime dönmem ve kendimi bulmaya devam etmem gerekiyormuş gibi hissediyordum. Sonunda cesaret edebildim. Yazma konusunda daha yeni sayılırım; bu yüzden bu işe âşık olmadığım sürece düzensiz aralıklarla yazacağımı düşünüyorum. Yine de her ay bir özet yazısı yazmaya çalışacağım.

Son halkamız içerik: Neler olacak? Bu sayfada tamamıyla kendime ait düşünceleri yazıya dökmeye çalışacağım. Kişiliğimden, hobilerimden ve çevremdeki dünyadan parçalar taşıyacak. Ayrıca, kafamın bastığı sürece dünya siyaseti, tarih, coğrafya ve ekonomi hakkında yazmaya çalışacağım. Bu site, projemin ana teması değil; sadece bir ürünü olacak. Yani bu inziva süresince okuduğum kitapları, eleştirileri, seyahatleri, izlediğim sinema, tiyatro ve bale eserlerini, dinlediğim konserleri ve gördüğüm, dokunduğum, duyduğum diğer sanatsal, zanaatsal ve mühendislik faaliyetlerini; bunların bende bıraktığı izlerle birlikte sizinle paylaşacağım.

Şimdilik bu kadar... Sitenin amacında veya hedeflerimde köklü bir değişiklik olursa manifestoya tekrar göz atarım.

Esenlikler,

← Günlüğe dön